Archive for July, 2010

Ham yaparım seni

Posted 31 Jul 2010 — by Yaprak Özer
Category İletişim

Kağıt retro. Trend, elektronik. Gazeteler birer ikişer bütün dünyada batıyor. Sanırsınız son mahşetleri şöyle: “Yazıyor yazıyor…. “Elveda” diye yazıyor.” İşin özü şu ki; ya bu deveyi güdecek ya bu diyardan gideceksin.

Yakın gelecekte kağıt gazeteler torunlarımıza anlattığımız hikaye olacak.

Türkiye’de gazeteler ile siyaset arasında büyük bir mücadele gözleniyor. Siyasetçinin gazeteleri ha bugün ha yarın ham yapması bekleniyor. Nedense bir kerede ham yapmıyor. Çünkü “düşman” gazeteyi bile kullanıyor. Bu maçı izleyen bizler yanlış yorumcuları dinliyoruz. Aslında ülkemizde gazeteler siyaset sayesinde ayakta kalabiliyor, siyaset gazeteleri fonlayarak yaşıyor ve yaşatıyor. Top bir o sahada bir bu sahada. Sürekli gol atılıyor, ama maçın skorunu yazacak elektronik gösterge çalışmıyor.

Genelleme yapmak gerekirse siyaset, kağıt basını ham yapamadı ya da yapmak istemedi. İşin gerçeği teknoloji, gazeteleri çoktan “ham” yaptı, bizde uzatmalar oynandığı için hala farkında değiliz. Aslında yalnızca birinin değil, ikisinin birden sonu geldi. Read More

IK ne kadar sosyal olmalı?

Posted 28 Jul 2010 — by Yaprak Özer
Category İletişim

Bloomberg’de bu hafta sosyal mecrada IK’yi tartıştık. Indeks’te gerçekleştirdiğimiz bir araştırmayı baz alarak Türk iş dünyasının sosyal medyadan ne anladığını  sorguladık. Yanıt: Sosyal  mecrayı, adına uygun şekilde sosyal olmak olarak algılıyor. Özetle profesyoneller  sosyal medyayı ve mecrayı profesyonelce kullanmıyor.

Akıllarına ilk olarak Facebook (yüzde 69) geliyor. Facebook’u Twitter (yüzde 15)  takip ediyor. Myspace, yüzde 1’lik oranla LinkedIn gibi profesyonel ağların gerisinde kalıyor.

Katılımcıların yüzde 65’i Facebook’u günde birkaç kez ziyaret ediyor. Facebook’tan sonra Twitter, yüzde 46’lık bir oranla en sık ziyaret edilen sosyal medya platformlarında ikinci sıraya yerleşiyor. En sık ziyaret edilenlerde 3. sırayı Youtube gibi video paylaşım siteleri alıyor.

Araştırmaya göre çalışanların yüzde 42’si iş ağlarını kullanmıyor. Katılımcıların sadece yüzde 47’sinin LinkedIn’da aktif bir profili bulunuyor.

Katılımcıların sektörel profilleri incelendiğinde sosyal medyayı daha çok finans ve hizmet/danışmanlık sektörlerinde çalışanların kullandığı görülüyor. Basın ve medya ise bu iki sektörün ardından geliyor.

Oysa dünyada internet kullanımı çok yaygın:

  • Eylül 2009 itibariyle dünyada 1.73 milyar internet kullanıcısı var
  • Yine dünyada 1.4 milyar e-mail kullanıcısı var ve her gün yaklaşık olarak 247 milyar e-mail gönderiliyor. Bu e-maillerin 200 milyarı spam.
  • Aralık 2009 itibariyle dünyada 234 milyon web sitesi bulunuyor.
  • Facebook kullanıcı sayısı 400 milyonu aştı ve dakikada 6 milyon sayfa görüntülenmesi sayısına sahip.
  • Twitter’da her gün 50 milyon Tweet yayınlanıyor
  • Youtube’da ziyaretçiler her gün 1 milyar video seyrediyorlar

Sosyal Medya ve İnsan Kaynakları:

Sosyal Medyanın iş dünyasındaki öneminin artmasıyla birlikte İK’cıların da bu alana ilgisi artmaya başladı.

Peki sosyal medya İK’cıların nasıl işine yarayabilir?  Yalnızca Facebook tek başına 400 milyon kullanıcıya ulaştığı düşünülecek olursa bundan güzel bir kaynak olabilir mi?  uluslararası bir havuzdan yararlanma fırsatı  parmağınızın ucunda! “Sosyal İK” denilen şey bu mu?…

İşverenlerin adayların Facebook bilgilerine ulaşmak için kullandıkları birçok yöntem var. Firmalar iş ilanlarını Facebook ve Twitter gibi platformlardan ücretsiz olarak yayınlayarak daha fazla ve farklı kitleye ulaşabiliyorlar. Şirketler kendilerini takip edenlerle girdikleri karşılıklı diyaloglar sayesinde potansiyel adayları daha iyi tanıyabiliyorlar. Aynı zamanda resmi dilden de böylece uzak kalabiliyorlar. İK’cılar işe alım için görüşecekleri potansiyel adaylar hakkında sosyal medya platformlarından bilgi toplayabiliyorlar.

Twitter sosyal işe alım konusunda önemli platformlardan birisi. Facebook’un profesyonel ağ özelliği az LinkedIn’in ise sosyal ağ olma yönü zayıf. Twitter görüşmek istediğiniz adaylarla interaktif bir görüşme yapabilmenizi sağlıyor. Aması var.

Twitter’da aradığınız elemanı bulmanın ilk yolu doğru yetenek havuzuna sahip olmak. Eleman aradığınız alanla ilgili kişileri takip ediyor ya da takip ediliyor olmanız gerekiyor. Zaten siz potansiyel adayları takip etmeye başladığınızda çoğu da sizi takip ediyor. Twitter’da arama yapmanızı sağlayan araçları kullanarak kişileri araştırmak mümkün:

  • TweetSearch
  • PeopleBrowsr
  • JobShouts Social Search
  • X-Ray Search

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre  işverenlerin yüzde 45’i uygun aday bulmak için sosyal medya platformlarında araştırma yapıyor. Araştırmaya katılan işverenlerin yüzde 35’i internette aday hakkında buldukları içerik ve bilgilerden dolayı adayı reddettiklerini belirtiyor. Bu nedenlere ve içerik türlerine göz atalım:

  • Provakatif ya da uygunsuz fotoğraf ve bilgi yayınlayan adaylar – yüzde 53
  • İçki ve uyuşturucu kullanımı ile ilgili içerik yayınlayan adaylar – yüzde 44
  • Eski çalıştığı şirket, iş arkadaşları ya da müşterileri ile ilgili kötü sözler yayınlayan adaylar – yüzde 35
  • Yetersiz iletişim becerileri gösteren adaylar – yüzde 29
  • Ayrımcı yorumlar yazan adaylar – yüzde 26
  • Yetkinlikleri hakkında yalan söyleyen adaylar – yüzde 24

Türkiye’de henüz bu alan gelişmekte olsa da örnekleri yok değil. İstanbul Bilgi Üniversitesi EMBA programında İnsan Kaynakları dersinin finalinde sorduğumuz Sosyal Medya ve İK sorusuna bir öğrenci şu örnekle cevap vermişti: Bir işe yerleştirme firması aday görüşmeye gelmeden aday ile ilgili sosyal medya platformlarında araştırma yapıyor. Aday görüşmeye geldiğinde oradan edindiği bilgileri karşılaştırmak üzere adaya sorular soruyor. Adayın verdiği cevaplarla sosyal medya platformlarında bulunan bilgiler örtüşmüyor. Bunun üzerine nedeni adaya soruluyor. Aday cevap verse de işe alınmıyor.

ETİK Mİ?

Peki işe başvuran bir aday hakkında onun izni olmadan bilgi taraması yapmak doğru mu ve etik mi?

Facebook’ta yayınladığımız bilgiler kişisel mi (özel mi) yoksa kamuya açık mı (public)? Bu bilgileri kullanan şirketlerin çoğu Facebook’ta yayınlanan bilgiler kamuya açık olduğu için kullanmanın yanlış olmadığını söylüyor.

Siz de bu tartışmayı deneyim ve görüşlerinizi  paylaşarak zenginleştirebilirsiniz. Yanıtlarınızı bekliyorum.

Ne deve ne kuş

Posted 25 Jul 2010 — by Yaprak Özer
Category İletişim

3G’ye yeni geçebildik. Avrupa’da interneti kullanan en yoğun 7′nci ülkeyiz. En pahalılardan biriyiz. En çok biz chat yapıyoruz. Öğrenmek için internete adım atmıyoruz. Dünyada yasakçı birkaç ülke arasındayız.

Garip ülkeyiz. 3G teknolojisi için yeri göğü inlettik. Yıllardır uğraşıyoruz. Avrupa’ya 2002′de bu teknolojiye gelmişti. Şimdi orada 4G heyecanı yaşanıyor. Yaşanan gelişmeleri gözardı etmemek gerek. Nankör derler insana… İnternetle 1993′te tanıştık. Dial-up bağlantı ile internete bağlandığımız günleri unutmadık! PTT’ye telefon yazdırmak zorunda kaldığımız zamanlar da öyle büyük bir tarih sayılmaz. Üçer beşer çıkıyoruz merdivenleri.

İnternette geçirilen süre açısından Avrupa birincisiyiz. Fakat internet hızında çok gerideyiz. Çoğu kullanıcının, saatler süren dosya indirme işlemleri için geceleri interneti açık bırakmak zorunda kaldığını biliyoruz. İnterneti en pahalı kullananlardan biriyiz. Faturalarda iddialıyız. Chat yapmakta hızlı ve gelişmiş sayılırız ama eğitim amaçlı internet kullanımında neredeyse yokuz.
Dijital dünyada ölçümler yapan ComScore adlı firmanın Nisan 2009′da yayınladığı rapora göre Türkiye 17 milyon aktif internet kullanıcı sayısı ile diğer Avrupa ülkeleri arasında 7. sırada yer alıyor. İnternette geçirilen ortalama süre açısından ise ayda 32 saat ile birinci. En çok kullanıcı sayısı olan Almanya’da ise internette geçirilen ortalama süre ayda 22 saat.

İnternetle haşır neşir olma oranlarındaki yüksek skorumuza karşın, internete bağlanma hızı en düşük olan ülkeler arasında yer alıyoruz. Japonya internete geniş bantta 160Mbps hızla bağlanabiliyor, biz altyapı çalışmaları sonunda 8Mbps hızında ADSL internet erişimine ancak kavuşabildik. Read More