Posts Tagged ‘ComScore’

Sosyal Medya: Bunları Biliyor Musunuz?

Posted 29 Mar 2010 — by Yaprak Özer
Category Sosyal Medya


·     70’lerin ortasından sonra doğan “Y Kuşağı” olarak adlandırılan grubun yüzde 96’sı bir sosyal ağın üyesi.

·     ABD’de evlenen her 8 çiftten biri, sosyal ağlar üzerinden tanışıyor.

·     Facebook’a 9 ayda katılan yeni üye sayısı 100 milyon. 50 milyon kullanıcıya ulaşmak için televizyon 13 yıl, internet 4 yıl beklemişti.

·     2007’nin sonlarında Microsoft Facebook’un yüzde 1,6 hissesini 240 milyon Dolara satın aldı. Şubat 2004’te hobi olarak başlayan Facebook’un piyasa değeri 4 yılda 15 milyar dolara çıkmış oldu.
·     400 milyondan fazla üyesi olan Facebook bir ülke olsaydı, dünyanın en kalabalık 4. ülkesi olacaktı.

·     ABD’de  eleman bulmak için öncelikli olarak Linkedin’e başvuran şirketlerin oranı yüzde 80.

·     Yeni nesil, mevcut sosyal iletişim olanakları karşısında e-posta’yı tamamen bırakma eğiliminde. Boston Üniversitesi 2009’dan sonra kaydolan öğrencilerine e-posta hesabı açmayı bıraktı.

·     Facebook’u kendi dillerinde kullanmak isteyen İspanyollar, Facebook’un bu işi ele almasını bekleyemeyip siteyi İngilizce’den İspanyolca’ya 4 haftada çevirdi. İşin Facebook’a maliyeti sıfır.

·      YouTube, Yahoo’yu bile sollayarak Google’dan sonra dünyanın en büyük arama motoru haline dönüştü. (Kaynak: ComScore Ağustos 2008)
·     Twitter kullanıcıları Ashton Kutcher’ı ve Ellen Degeneres’i takip edenlerin toplamı İrlanda, Norveç ve Panama nüfusundan fazla.

Neden Facebook?

Posted 18 Nov 2009 — by Yaprak Özer
Category Sosyal Medya

Çünkü bir Arkadaşlık Sitesinden Daha Fazlası…

İlkokul arkadaşlarınızı yeniden bulmanıza yardımcı. Gelecekteki patronunuzla tanıştırıyor. Çeşitli gruplar ve oyunlar sayesinde sosyalleşiyorsunuz. Kullanıcılarını reklam bombardımanına tutmuyor, kullanıcılara uygun reklamları profillerinde öne çıkarıyor. Kullanıcılarıyla ilgili çok geniş bir bilgi havuzuna sahip olduğundan pazar günü hangi konsere gideceğinizi seçme şansı var, arkadaşlarınızın sevdiği yemek ya da Hollywood yıldızını öğreniyorsunuz. Yerleştirme hizmeti veren İK firmaları siteyi kullanıyor, yeni yetenekler arayanlar da sosyal paylaşım sitelerinden ve bloglardan yararlanıyorlar.

Sosyal paylaşım siteleri pazarlamacılar için de çok büyük bir veri tabanı oluşturuyor. Bilmem anımsar mısınız, Facebook, kullanıcılarının bilgisinden oluşan veritabanını çeşitli reklam ve ürün satışları alanında hizmet veren şirketlere satma kararını alınca yer yerinden oynamıştı.

Sosyal paylaşım siteleri ileride hem yetişkinler hem de gençler için telefon gibi bir standart iletişim aracı haline gelecek. Facebook’un cep telefonuna göre avantajı interaktif bir web sitesi olması.

Sosyal paylaşım sitelerinin en popüleri 160 milyon kullanıcıyla Facebook. Fakat liste Twitter, Myspace, Bebo, Classmates Online, AOL Community, Reunion.com şeklinde uzayıp gidiyor.

Orta yaş grubun da teknolojilerle yavaş yavaş kaynaşmasıyla Facebook’un önceden üniversite öğrencileri ve yeni mezunlardan oluşan kullanıcı profil yaşının arttığını söyleyebiliriz.

Sosyal paylaşım sitelerinin kullanıcılarının demografik özelliklerine dair bir internet pazarlama araştırma şirketi olan ComScore’un ilginç araştırmaları var. Sosyal paylaşım sitelerinin en çok kullanıldığı ve kullanım oranının büyüdüğü yer sanıldığı gibi ABD değil, Asya ve Asya’da en çok ziyaret edilen sosyal paylaşım sitesi de Facebook yerine Friendster.

Sosyal paylaşım sitelerinin büyüme oranları, ziyaretçi sayıları ve ziyaretçi profiliyle ilgili aşağıdaki ComScore kaynaklı bilgilere gözatmanızı tavsiye ederim.

Bir İletişim Fiyaskosu: Domuz Gribi

Posted 15 Nov 2009 — by Yaprak Özer
Category İletişim
Gazetelerin hepsi sağlık bakanlığının yan kuruluşu gibi. Tabii verilen bilgilerin niteliğine sakın aldanmayın. Domuz gribi uzmanı gazetecilerimiz cabası. Domuz gribini ele almayan bir program düşünülemiyor. Hiç önemli değil, programın türü ekonomi olabilir, siyaset olabilir ya da magazin. Domuz gribini konu almayanı vuruyorlar. Akıllı arkadaşlarımız rating uğruna, bilmedikleri konularda saçma sapan sorular sorup ne öğreniyor ne öğretiyor ne de haber veriyorlar…

İletişimin teknolojik ilerlemelerle bugün geldiği nokta medyanın bir aktör gibi olayları yönlendirmesini sağlıyor. Gündelik olaylarda da dünyayı etkileyen vak’alarda da böyle. Nisan ayının sonlarında hızla yayılan domuz gribi haberleri hem haber kapsamının seviyesine hem de onun aktarılış şekline göre medyaya nasıl yansıdı?

Salgının Meksika’da gizemli bir solunum hastalığından ortaya çıkması, basında 40 yıl sonra ilk kez evrensel bir grip tehdidi ifadesiyle yer buldu. Nisan 27-Mayıs 3 haftasında, grip hikayesi, haftanın en çok haber yapılan olayı olarak küresel medyasının 3′te birini kapsadı. Ocak 2007′den bu yana Amerikan medyasında sağlıkla ilişkili bir haberin 1 numaralı haber olarak yayınlandığı ikinci vak’a…

Virüsün yayılımının tespit edilmesinden, hükümetlerin bu duruma tepkilerine, medyanın duruma fazla hassasiyet gösterdiği düşüncelerine kadar durum pek çok açıdan basın tarafından ele alındı. Bunun ekonomik krizi unutturmak için yeni bir gündem olduğunu ya da tüm dünyanın sonunu getirecek kıyamet alametlerinin gerçekleştiğini savunanlar da oldu.

Herkesin domuz gribi farklı

Merkezi ABD’de bulunan Pew Araştırma Merkezi, farklı ülkelerdeki medya gruplarına sorular yönelterek durumu inceledi. Sonuca bakacak olursak ABD’de yapılan haberlerde domuz gribi doğal bir durummuş gibi aktarılıyor ve etrafı telaşlandıracak nitelikte değil.
Garip olan durum ise şu: ABD’de konunun abartılı işlendiğinden şikayet edilse de bu ülkede kesinleşmiş vak’alarla kıyaslandığında çıkan haber seviyesi orta düzeyde. Oysa Çin, en az kesinleşmiş vak’ası olan ABD’yle eşit. SARS’ın Çin’in başını ağrıtmış olması etkili olabilir.

İnsanların büyük bir çoğunluğu salgınla ilgili haber alırken televizyon haberlerinden yararlanıyor. Örneğin ABD’de yerel televizyonların haber merkezleri (yüzde 69) birinci tercihken, bunları kablo TV ağları (yüzde 63) izlemiş.

İnternetin gazeteler ve televizyonlar karşısında yükselişi bu konuda kendisini özellikle gösteriyor. Salgının ilerleyen safhalarında bireyler, kaynak interneti yüzde 49 oranında kullanmaya başlamış. Yüzde 25′lik bir kesim birincil haber alma araçlarının internet olduğunu söylüyor.

Google ilk tercih

İnternette birçok sağlık sitesi var. İnternet servisleri üzerine araştırmalar yapan ComScore, Inc.’in Eylül 2008′de yaptığı bir inceleme sağlık web sitesi kategorisinin yüzde 21 arttığını gösteriyor. Bu rakam internet kullanımındaki artışın dört katı.
Sağlık siteleri bu kadar artsa da domuz gribiyle ilgili bilgi alma konusunda birinci tercih Google aramaları. Bu anlamda da Google internetin en popüler sağlık sitesi gibi. Çünkü bu yolla virüs ve hastalıkla ilgili çok geniş bir bilgiye ulaşılabiliyor. İnsanlar ilk hedef olarak bildikleri bir sağlık sitesinden ziyade arama motorlarına yöneliyorlar.

İnternet kullanıcılarının Google’da “domuz gribi”ni aradıktan sonra tıkladıkları web siteleri şöyle:
1. www.cdc.gov (ABD’nin hastalık kontrolü ve önlenmesi için çalışan kurumu)
2. www.wikipedia.org
3. News.google.com
4. News.yahoo.com
5. www.myspace.com
6. www.cnn.com
7. www.yahoo.com
8. www.pandemicflu.gov (ABD hükümetinin grip salgınları ile ilgili bilgilendirme sitesi)
9. www.facebook.com
10. www.who.int (Dünya Sağlık Örgütü’nün web sitesi)

Google’da yapılan aramalara bakıldığında da domuz gribi krizinin yükseldiği 26 Nisan-3 Mayıs arasında Domuz gribi, aramalarda aynı dönemde iflas eden Chrysler’i açık ara geçmiş.

Diğer ilginç bir konu da hükümetlerin kendi mecralarını kullanmamaları. Sağlık Bakanlıkları bizde de olduğu gibi bireylerin başvuru kaynağı değil. Nedeni basit, yeterli bilgi, güncel bilgi, okunabilir bilgi, çarpıcı bilgi, ilginç bilgi yok. Neden çünkü iletişim hala hükümetlerin ve bürokrasinin damarlarında dolaşan kan değil. Böyle bir fırsat kaçar mı sorarım size? Sağlık Bakanı olacaksın, Sağlık Bakanlığı olacaksın ve kendini ifade edebilmek için başka mecralardan medet umacaksın?

Onları da kullan. Kullanma diyen yok ama nerede senin iletişim kanalın, nerede senin online dijital platformun, nerede senin açıklayıcı öğretici videoların, nerede senin her gün eklediğin güncel haberlerin.

Zahmetli mi? Eee tabii. İletişimi gerçekten yapacaksan kolay değil. Ama öbür türlüsünde uzman olmayan muhabir ya da editöre anlatacak öğreteceksin, o istediği yeri alacak engel olamayacaksın. Senin amacın farklı, onun amacı farklı. Onun derdi çok satmak, senin derdin çok sayıda ve iyi anlaşılmak. Bir yerde buluştuğunuzu sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Çünkü onlar senin için birinci sırada yer alması gereken kaliteye bakmaz. Öncelik ve önemli ajandanız farklı.

İletişim sanattır, uzmanı tarafından yapılmalıdır. Herkes her yerde konuştuğu zaman iletişim kurmanız mümkün değildir.