Posts Tagged ‘İletişim’

Genç, tecrübeli ve prezantabl

Posted 21 Jul 2010 — by Yaprak Özer
Category İletişim

Bu niteliklere sahipseniz iş bulma şansınız var. Yoksa ömür boyu işsizsiniz…

13-19 Temmuz tarihleri arasında 13 bin 531 ilanı inceledik. Herkes satışçı arıyor, ne hikmetse… Deseniz ki, alım gücü yükseldi satışlar arttı, anlayacağım ama nerede!…

Yayınlanan ilanlar öncelikle satış pozisyonunda (Mağaza, Satış, Pazarlama). Ardından sağlık (Doktor, Hemşire vb.) alanındaki ilanlar dikkat çekiyor. Üçüncü sırada mühendis + teknik (Mühendis, Mimar, Teknisyen, Tekniker) adam ihtiyacı yer alıyor. Sonra sırasıyla bilişim ve eğitim geliyor.

Satış ilanlarında mağaza satışçısı aranıyor. Belli ki AVM’lerin artması etkili. Özellikle lise mezunlarına iş yaratması açısından önemli olsa da niteliksiz bir satış işi olduğunu söylemeden geçemem. Satıştaki bu talep patlamasının üretim rakamlarında, sanayide bir gelişme olmamasından kaynaklandığını ifade etmeye gerek var mı?

Satışta son bir yıldır “Telesatışçı” aranıyor. Bir de sigorta satıcılığı popüler. Genelde Finansal Danışman ya da Finansal Güvence Danışmanı adıyla ilanlar veriliyor. Her zaman en fazla ilan verilen satış alanlarından birisi. Teknik Pozisyonlarda Mühendislik hepsinin başında geliyor.  Tekniker ve teknisyenler takip ediyor. Mimarlık geriden takip ediyor. Gıda Mühendisliği, ARGE Mühendisliği, Maden Mühendisliği de göze çarpanlar arasında.

Sağlık sektöründe iş ilanlarının sayısının gözle görülür bir şekilde artması ilginç. Doktor ve hemşire aranıyor. Tabii nedeni basit, yeni açılan hastaneler… Hastaneler ve üniversiteler yeni parlayan ticari yıldızlar. Nitelikle nicelik el ve yer değiştirmiş gibi…

AVRUPA YAKASI

Türkiye’nin en çok ilan yayınlanan kenti İstanbul. İstanbul içinde Avrupa yakası başı çekiyor.  Diğer kent ve bölgeler ne yazık ki bu çizgiyi yakalayamıyor. Dengesizlik sözkonusu.

İşveren ne istiyor: “Genç, tecrübeli, prezentabl” tabii bir de anlaşılması zor ifadeler var: Örneğin iletişimi güçlü, esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilen, seyahati seven. Ekip çalışmasına yatkın, diksiyonu düzgün, iyi düzeyde Microsoft Ofis programlarını kullanabilme en çok aranan özellikler arasında. İki dil bilenler tercih konusu.

EN ZORLU POZİSYON ASİSTAN

Sıkı durun en zor bulunan pozisyon sekreter ve yönetici asistanlığı! Belli ki bu pozisyonla nasıl başa çıkacağımızı bilmiyoruz. Bakın ne tür nitelikler arıyoruz.

  • Üniversitelerin İşletme, Uluslararası İlişkiler, İletişim, vb. bölümlerinden mezun,
  • Otomotiv, sanat, otelcilik, pazarlama, marka yaratma, girişimcilik konularına ilgi duyan,
  • Türkçe ve İngilizceyi yazılı ve sözlü olarak çok iyi kullanabilen, (2. dil tercih sebebidir)
  • Bilgisayar ve İnternet’i çok iyi kullanabilen, (Powerpoint, IPOD/IPAD ve WEB bilgisi tercih sebebidir)
  • Güçlü iletişim becerilerine sahip, insan ilişkilerinde kuvvetli,
  • İş konusunda takipçi, sürekli olarak kendini geliştirmeye çaba gösteren, araştırmacı ve akademik araştırma disiplinine sahip,
  • Seyahat etmeyi seven,
  • İstanbul Anadolu yakasında ikamet eden ya da edebilecek olan

MULTİ SEKRETER

Bir başka yönetici asistanlığı ilanı. Aynen bu başlıkla verilmiş: “multi-task, multi-brain ve multi-lingual yönetici asistanı aramaktayız”.

Genel müdür bile böyle havalı aranmıyor. Ama pozisyonun havası hemen sönüyor: Santrala da bakacak, randevu da ayarlayacak, satın alma-ihracaat-satış-üretim birimlerine yardımcı olacak, hatta yurtdışı ve yurtiçi fuarlarda firmamızı temsil edecek, gerektiğinde satış, satın alma için firmalarla birebir görüşmeler yapacak, gelen siparişleri müşterilerden alıp bir üst birime iletecek; muhasebe birimindeki bil cümle işleri öğrenip gerektiğinde yardımcı olacak, müşterilere teklifler düzenlemek, numuneler gönderip satışı artırmak, satıcılardan teklifler almak, numuneler almak ve iyi bir satın alma yapılmasına vesile olacak…

Buldular mı birini merak ediyorum!

GECE MESAİSİNDE İLETİŞİM

Part-time İnsan Kaynakları Uzmanı ilanı ilgimi çeken ilanlar arasında. Aday 18.00 22.30 arasında çalışaçak. Üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olacak. Ben hangi bölümlerinden mezun olacağını anlayamadım. Bunun gibi genel geçer aranan niteliklerin yanı sıra gecenin bir vaktinde çalışacak kişiden insan ilişkilerinde başarı, iletişim kabiliyeti yüksek performans beklendiği belirtiyor.

ŞARKÜTOR

“Şarkütor Olarak Yetiştirilmek Üzere Mağaza Personeli” ilanı

Mağazacılık alanında kariyer yapmayı hedefleyen / Gelişime yatkın / Müşteri ilişkileri ve iletişimi kuvvetli / Takım çalışmasına yatkın/ Minimum Lise mezunu / 25 yaşını aşmamış / Yoğun iş temposuna ayak uydurabilecek / Avrupa yakasında ikamet eden…

Play tuşuna basarak programı izleyebilirsiniz.



Her şey sosyal medyada: peki etik nerede?

Posted 05 Apr 2010 — by Yaprak Özer
Category Sosyal Medya

İletişim ve etik konusu son yılların en çok tartışılan konularından biri. Yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve yeni sorunların ortaya çıkmasıyla birlikte etik tartışmaları daha da alevlendi. İnternet ile birlikte bilginin ulaştığı kitlenin sayısı daha da arttı. Bu mecrayı kullanmanın kolaylığı ve çoğu zaman ücretsiz olması etik ve güvenilirlik konularını öne taşıdı. Tüm bunlara sosyal medya platformlarının artan önemi ve yüz milyonları bulan kullanıcıları eklenince etik tartışmaları vazgeçilmez bir hal aldı. Peki iletişim teknolojilerinde hangi gelişmeler bizi etik açısından kaygılandırmalı?

Hedef artık 100 binler değil, 100 milyonlar

Tirajı onbinler olan dergiler ya da tirajı yüzbinler olan gazeteler devrini yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Bugün artık Türkiye’de ortalama 300 bin tirajı olan bir ulusal gazetenin web sitesini milyonlarca kişi ziyaret ederek haber okuyor. İnternet metin olmaktan çıkıp sosyal medyanın popülerleşmesi ile birlikte ana bilgi ve  iletişim araçlarından birisi haline geldi. Dünyada internet kullanımı ile ilgili son istatistikler de bunu doğruluyor:

  • Eylül 2009 itibarıyla dünyada 1.73 milyar internet kullanıcısı var.
  • Yine dünyada 1.4 milyar e-mail kullanıcısı var ve her gün yaklaşık olarak 247 milyar e-mail gönderiliyor. Bu e-maillerin 200 milyarı spam.
  • Aralık 2009 itibariyle dünyada 234 milyon web sitesi bulunuyor.
  • Facebook kullanıcı sayısı 400 milyonu aştı ve dakikada 6 milyon sayfa görüntülenme sayısına sahip.
  • Twitter’da her gün 50 milyon Tweet yayınlanıyor
  • Youtube’da ziyaretçiler her gün 1 milyar video seyrediyorlar

Sadece Hurriyet.Com.Tr’yi günde 2.7 milyon okuyucu ziyaret ediyor. Haber okumanın yanı sıra 100 binlerce kişi video izliyor ve ziyaretçiler ayda ortalama 20 bin yorum yapıyor.

Kalite Değil Hız Önemli Hale Geldi

Özellikle gazetelerin web sitelerinin ve diğer haber portallarının ziyaretçi sayılarının milyonları bulması ve giderek artan reklam pastası haberleri hızlı verme yarışını yarattı. Bunun sonucu olarak da haberler/bilgiler internette kaynak doğrulaması yapılmadan yayınlanmaya başladı. Bunun en güzel örneğini geçtiğimiz hafta yaşadık. Afganistan’da görev yapan Türk helikopterinin geçirdiği kaza ile ilgili bazı haber portalları haberi “Helikopter düştü, 2 şehit” şeklinde verirken bazıları “Helikopter sert iniş yaptı, 2 yaralı” şeklinde verdi. Bazı haber portallarına göre ise “Helikopter sert iniş yapmıştı ve 2 yaralı ile 1 şehit asker” bulunuyordu.

Hitap Edilen Kitlenin Çeşitlenmesi Haber Verme Şekillerini Değiştirdi

Bu kadar geniş ve çeşitli bir kitleye haber ve bilgi ileten internet platformları haber verme şekillerini de “daha fazla okunma” ilkesine göre kurguladıkları için yorumsuz ya da objektif bilgi kriteri göz ardı edilmeye başlandı.

Sosyal Medya ve Kontrolden Çıkan Durumlar: Facebook, Twitter, Blog

Facebook, Twitter ve Blog gibi sosyal medya platformlarında doğruluğu onaylanmadan yayınlanan bilgiler ya da özel hayatı ihlal eden içeriklerin oranı gittikçe artıyor. Çünkü çoğu kullanıcı bunları eğlenceli buluyor ve bir kişi tarafından yayınlanan bilgi kısa bir sürede paylaşımın gücüyle milyonlara ulaşabiliyor.

Örnekler:

Twitter: Geçtiğimiz yıllarda, Toronto Globe ve Mail’in editörlerinden Mathew Ingram, CNN iReport sayfasında Steve Jobs’un kalp krizi geçirdiğine ilişkin bir haber görmüş ve bu haberi doğrulatmadan Twitter’da yayınlamıştı. Birkaç dakika sonra haberin Digg’de yayınlanan ve muhtemelen tartışma yaratmak isteyen bir kaynaktan geldiği sanılan bir haber olduğu anlaşıldı. Aslında Steve Jobs kalp krizi geçirmemişti.

Facebook: SUNY Upstate Medical University bir doktorun hastaya ait beyin ameliyatından bir görüntüsünü Facebook’ta yayınlaması soruşturma konusu oldu. Her ne kadar doktor beynin kime ait olduğunu belirtmese de hastaya ait bir görüntünün internette yayınlanması ve doktorun arkadaşlarının fotoğrafın altına yorumlar yapması önemli bir ihlaldi.

Twitter: Okan Bayülgen’in Twitter hesabı bulunmamasına rağmen, onun adını kullanarak Okan Bayülgen adına yazan kişi Twitter’da Okan Bayülgen’in yeni doğan bebeğinin fotoğrafı olarak sahte bir bebek fotoğrafı yayınladı. Tam gazeteler bu fotoğrafı alıp kullanacakken Okan Bayülgen durumu öğrenerek müdahale etti. (Bu bilginin kaynağı Okan Bayülgen) Bu gibi durumların sayısı oldukça fazla ve kişilik haklarını tehdit ediyor. Bu da yeni medyanın doğurduğu önemli sorunlardan birisi.

Vatandaş Gazeteciliği ve Paylaşım Araçları Farklı Etik Sorunları Gündeme Taşıdı

İletişim teknolojilerindeki gelişim ve bu teknolojilerin ucuzlaması vatandaş gazeteciliğini tetikledi. Artık olay yerinden ilk fotoğrafları sıradan kişilerin cep telefonu görüntülerinden alıyoruz. Birçok önemli olayı aydınlatan fotoğraf ya da görüntüler sıradan vatandaşların kameralarından, cep telefonlarından çıkıyor. Bunlara ek olarak internet haberciliğinin teknik olarak kolaylaşması vatandaşların oluşturduğu online gazetelerin ve haber portallarının doğmasına ve sayılarının giderek artmasına neden oldu. Bunların yanı sıra Youtube, Daily Motion, Facebook gibi video paylaşılan platformların varlığı herhangi bir etik denetime tabi olmadan video içeriklerinin dünya üzerinde milyonlarca kişiye aynı anda ulaştırılmasını kolaylaştırıyor.

Bunun en önemli örneklerinden birisi Saddam Hüseyin’in cep telefonuyla çekilen idam görüntülerinin internete yüklenmesinden sonra televizyon kanalları tarafından yayınlanmasıydı. CNN dahil dünyadaki önemli medya kuruluşlarının hepsi bu görüntülere yer vererek önemli bir insan hakkı ihlaline yol açtılar. Hatta Saddam Hüseyin’in cep telefonuyla çekilen morg görüntüleri dahi video paylaşım sitelerinde yayınlandı.

Kadınlar Günü: Kadın Girişimcilerle Skype Konferansı

Posted 11 Mar 2010 — by Yaprak Özer
Category İletişim

İletişim özgürleştiriyor. Teknoloji özgürleştiriyor.

İçinde yaşadığımız dünyayı giderek daha çok seviyorum. Aslında eskisinden daha fazla endişelerim var, korkularım var… Eskisinden daha fazla çalışıyor, çabalıyorum.

Her şey eskisinden daha çabuk eskiyor. Her şey eskiden hiç olmadığı kadar kaotik. Ama ben bu dünyayı seviyorum. Aynı anda birkaç iş yapmayı, aynı anda birkaç kişiyi, birden fazla işi düşünmeyi, aynı anda birden fazla organizasyon yapmayı, aynı anda birden fazla… Ve anında…

Bir başka deyişle “hemen şimdi” durumunu seviyorum.
Anında görüntü bir harika.

Skype’dan Kadın Merkezi (KAMER) Diyarbakır ofisinde çalışan kadınlarla sohbet ettim. Geri dönüşümden elde ettikleri malzemeyle çanta üretiyorlar. Ürettikleri çantaları- ki bunlar şık portföyler, renkli plaj çantaları, pazar fileleri- satıyorlar. Daha fazla satmak, bunun için kendilerini daha fazla duyurmak istiyorlar. Nasıl pazarlama yapacaklarını soruyorlar. Kalite konusunda sorunları olduğunu ifade ediyorlar. Kalite üzerinde çok kafa yoruyorlar ve çantalarında belli bir noktaya geldiklerini söylüyorlar. Tasarımda endişeleri var. Tasarımda nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini merak ediyorlar.

Tasarım, pazarlama, seri üretim, kalite konularında Skype üzerinden tanıştığım kadınlarla sohbet ediyorum. Deneyim paylaşıyoruz. Küçük büyük tüyolar gidip geliyor aramızda.

Onlar benden bir şeyler öğrendikleri için mutlu. Tam olarak ne öğretmiş olduğumu bilemesem de onların mutlu olmasından mutluyum. Onlar bu diyaloğun tek taraflı olduğunu düşünüyor. Ben söylüyorum, onlar dinliyormuş durumu varmış gibi. Gerçekten mış gibi. Çünkü asıl öğrenen benim.

Diyorlar ki; girişim sorunumuz yok, iş kurmaya heves etmek ve kurmak konusunda bir derdimiz yok. İşi biraz büyütünce çeşitli soru işaretleri ve sorunlarla karşılaşıyoruz. “Acaba” dediğimiz sorular var.

Dikkat edin, kadının cesareti erkekten fazla. İnandığı konuya girmek için icazet beklemiyor. Hop dalıyor. Diyecesiniz ki çok başarılı, çok büyük şirket sahibi kadın neden yok ortalarda. Kadınların büyük olmak derdi erkekler kadar gelişmiş değil. Benim fikrim, katılmayabilirsiniz. Onlar inandıklarını yapmakta başarılı. Başarısız tarafları yok mu, teferruatta boğulabiliyorlar. Bun da benim fikrim, katılmayabilirsiniz. Bir de büyümek adına risk almaktan korkuyorlar. Ben cesur kadınların korkak olduklarını düşünmüyorum. Onlar kaybedecekleri adına korkuyorlar. Neden erkekler korkmaz? Biraz yapı olsa gerek, bir de battıklarında bile arkalarında toparlayacak bir kadın var.

Bunları Diyarbakır’lı kadınlardan mı öğrendim? Teyit ettiler doğru, öğrendim mi, hayır. Ama ilk kez bazı konuları onlarla sesli düşündüm, öğrendim.

Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?