Posts Tagged ‘Sosyal Medyada Olumsuz Yorumlarla Başa Çıkma Yöntemleri’

Sosyal Medyanın Altın Kuralları

Posted 15 Apr 2010 — by Yaprak Özer
Category Sosyal Medya

Tamar Weinberg The New Community Rules (Toplumun Yeni Kuralları) adlı kitabın yazarı. Techipedia bloguyla tanınıyor. Diğer çalışma alanlarını sıralayacak olursak,  Mashable blogu topluluk yöneticisi, sosyal medya danışmanı ve pazarlama uzmanı… Geçtiğimiz günlerde rastladığım bir blog yazısında Sosyal Medya Pazarlama Hakkında Bilmeniz Gereken 7 Gerçek’i anlatıyordu.

Yazıda genel olarak sosyal medyanın o kadar da yeni bir mecra olmadığını dile getiriyor. Söze “…eğer bu mecrada pazarlama yapmak istiyorsanız, pazarlama stratejiniz de yaratıcı değilse…” diye başlıyor; “kusura bakmayın, geç kalmışsınız” diye bitiriyor.

Sosyal medyanın ne kadar organik, interaktif ve zaman isteyen bir oluşum olduğunu vurguladıktan sonra -yeni başlayanlar için- birkaç tavsiyede bulunuyor: Sosyal Medya sabır ve azim ister, bu alanda tutunmak istiyorsanız bu işe zaman ayırmak gerekir. Yetmez sürekliliği olduğunu idrak etmelisiniz.

1. Sihirli değnek değil:

Hiçkimsenin bir haftada bir diğerinin en yakın dostu olduğu görülmemiş. Sosyal medya, en basit anlamıyla bir ilişki geliştirme ve yönetimi platformu. Bunun için zaman gerekir. Her toplulukta yeni katılımcılara bir süre mesafeli davranılır. Sabrederseniz, zaman içerisinde etki alanınız ikiye sonra üçe katlanır.

2. Sayılar her şey değil:

Önemli olan kaç takipçiniz olduğu değil, bu takipçileri etkileyip etkileyemediğiniz.

3. Sosyal medya “sosyal”dir:

Sosyal medyada yayın yaptığınız için herkesin de sizinle etkileşim göstermesini bekleyemezsiniz. Blogunuza ve sayfanıza ilgi göstermeleri için sizin de hedef kitlenizin bulunduğu ve ilgi alanınızdaki diğer sayfa ve bloglarla ilişki kurmanız gerekir. İlişki yoksa sosyal medya da yok diyelim mi?…

4. Sürdürülebilir olmalı:

Sosyal medyada ilişki kurdunuz ve kendi kampanyanızı ya da şirketinizi pazarladınız… Bitti mi? İnsanların ilgisini sıcak tutmalısınız. Yani, sadece bir kampanyayı veya şirketinizi pazarlayıp alacağınızı aldıktan sonra bütün bu takipçileri ve etkileşimcileri bir kenara bırakamazsınız. Bırakırsanız bir daha aynı mecrada pazarlama yapamazsınız.

5. Bedava değil:

Bir konuda uzmanlaşmak emek ve tecrübe ister. Bu tecrübe ücretsiz değil. Twitter ve Facebook’a katılmak bedava olabilir ama bu kişilerin bu mecralarda daha önceden ve sizin için geçirecekleri çok uzun bir zaman dilimi var. O zamanın da bir bedeli var.

6. Çamur at izi kalsın:

Sosyal medyada varlığınıza dikkat edin çünkü burada yaptığınız bir yanlış veya aldığınız karalayıcı bir tepki uzun zaman arama motorlarından ve mecralardan silinmez. Üzerinize çamur sıçratmamaya dikkat edin, leke kolay çıkmaz.

7. Herkese emanet etmeyin:

Sosyal medyada pazarlama iletişimini hafife almayın. Herkes yapıyor biz de yaparız kolaycılığına kapılmayın. İnterneti iyi biliyor, genç heyecanlı ve canlı diye  stajyere bui işi yüklemeyin. Sosyal medyanızı yöneten kişi ile kurum arasında mutlaka bir sinerji olmalı. İşi outsource etseniz de, yarı zamanlı birini bulundursanız da, tam zamanlı biriyle çalışsanız da, ki tam zamanlı olması tavsiye edilir, kişiye de işe de zaman ayırın.

Sosyal medya yönetimini, kampanya ya da organizasyon duyurma aracı değil, ötesine götürmeyi deneyin. Ölçmek istiyorsanız, sayılara ve analitik raporlara bakmak yanıltabilir, pratik ölçümlere bakmak daha iyi olabilir.

Sosyal Medyada Olumsuz Yorumlarla Başa Çıkma Yöntemleri

Posted 25 Mar 2010 — by Yaprak Özer
Category Sosyal Medya

Sosyal medya genel olarak bir diyalog platformudur. Bu diyalog geleneksel medyanın aksine tek taraflı değil çift yönlüdür.Bir türlü anlayamadığımız da budur. Eski güzel günlerde elinde gücü olan, iki satır yazı yazabilen, iki kelam eden, söyler/yazar diğerleri, okur/ dinler/susardı.

Zaman değişti artık kimse susmuyor. Herkes konuşuyor.  Kıyamet de buradan kopuyor. Sosyal medya platformlarında şirketler müşterilerine, müşteriler de hem şirkete hem de diğer müşterilere ulaşabiliyor. Böyle bir diyalog biçimi olumlu görünebilir. Sizi takip edenleri, ya da mesajlarınızın ulaştığı kitleyi geometrik olarak büyütebilirsiniz.

Ama ne zaman ki başkalarıyla açık diyalog başlatırsınız o zaman başınız da ağrımaya başlar. İletişim kurmaya başladığınız an, olumlu olduğu kadar olumsuz yorumlara da kendinizi açmış olacaksınız.

Kendinize, olumlu ve olumsuz iletişime  hazır olup olmadığınızı sorun.

İletişimin olumlusunu da olumsuzunu da yönetmek gerekir. Diyelim iyi niyetle başladınız, ama hoşunuza gitmeyen iletişim sonuçlarıyla karşılaşıyorsunuz. Ne yapacaksınız?

Bir stratejiniz olmalı. Her olumsuz yoruma savaş açamazsınız, her olumluyu doğru kabul edemezsiniz. Yokmuş gibi sayamazsınız, ders çıkarmadan geçemezsiniz.

Geri Bildirimi Tanımlayın:

Öncelikle aldağınız mesajların geri bildirimin biçimini belirlleyin. Bu gelen mailleri sınıflandırmanız anlamına geliyor. Ne farkı var bunların diye baktığınızda gerçekten her birinin farklı olduğunu göreceksiniz. Bildirim şekillerini tanımladıktan sonra her birisiyle farklı ilgilenmek gerekir.

Doğrudan Problemler:

Müşterinin, hizmet ya da ürünle ilgili sorununu açık şekilde belirttiği tür… İlk bakışta olumsuz bir geri bildirimdir, ürün ya da hizmetle ilgili sorunlu noktayı farketmenizi sağladığı için mutlu bile olabilirsiniz.

Yapıcı Eleştiri:

Eleştiri bir öneriyle birlikte geldiğinde baş tacı edin. Müşterilerin çoğu, en sadık müşteri dahi sosyal medyada şikayet etmekten hoşlanır. Sosyal mecra  ürün ve hizmetlere iyileşme şansı veren bir platformdur. Eleştiriyi yapan, karşısında muhatap bulursa, sizi yerden yere vurmak yerine size öğretmek dürtüsüyle hareket edecektir. Ürünü ya da hizmeti sahiplenecek, eleştirisinin dozunu ayarlamakla kalmayacak, aklınıza gelmeyen öneride bulunacaktır. Düşünsenize bedava danışmanlık!

Trolling* / SPAM:

İnternet ortamında gönderilen mesajla başlatılan saldırılar… “Trolling” de “Spam” de haklı nedene dayanmaz. Görderici bir şekilde kızmış, öfkelenmiş, “görürsün sana neler edeceğim” duygusuna kapılmış, peşine de sürüyle yandaş takmıştır. Bir bakarsınız ki konu çıktığı noktadan çok uzakta bir yere ulaşmış. Bu  tür saldırıları körüklemeye, araya girmeye, markayı anımsatmaya gerek yoktur. Burada sinirlerinize hakim olmak ve profesyonelce izlemeye devam edin.

Nasıl Cevap Vermeli?

Altın kural bir, vereceğiniz karşılık, her zaman pozitif olsun. Olumsuz bir yoruma olumsuz bir cevapla karşılık vermek, markanıza zarar verebilir, kaldı ki  istenmeyen gereksiz tartışma ortamı yaratacaktır.

Altın kural iki, çoğu zaman yanıt vermekten kaçınırız, kaçınmayın. Unutulur diye düşünürüz ya da gören duyan olmasın diye dua ederiz. Problemleri yönetirken yanıt  kesinlikle gereklidir.

Altın kural üç, yanıt vermeye karar verdiniz, atlamayın her yere her şeye… Cevabı kime vereceğinizi de düşünüp planlayın.  Yalnızca muhatapa mı yoksa kamuoyuna  mı verilmesi gerekiyor. Kısacası mesajı herkesle paylaşmalı mısınız, uluorta tartışmalı mısınız… Karar veremediniz mi, o zaman üzerinde tartıştığınız konu kaç kişiyi ilgilendiriyor diye muhasebe yapın.

Altın kural dört, yapıcı eleştirilere de cevap vermeniz gerekir. Burada size sunulan önerilerin çoğunu uygulamak istemeyeceksiniz fakat bu tip eleştirilere olumlu cevaplar vererek güvenilirlik ve sadakat kazanabilirsiniz. Müşterilerinize önerileri ve bu öneriler için ayırdıkları zaman dolayısıyla teşekkür edebilirsiniz.

Altın kural beş, tabii ki köle değilsiniz! İletişim yanıt vermek, karşılıklı konuşabilme sanatıdır. Ama  her soru ya da saldırıya yanıt vermek zorunda da değilsiniz. Kıymeti kendinden menkul soru ya da saldırı niteliğindeki geri bildirimleri sağduyuyla ayıklayın.